Birinciden bir öncesi
TÜKENME NOKTASI
duvarlar üstüne üstüne gelirdi
ter basardı
bağırır sesini duyuramazdı
ağlardı
yitikliğinde ömrün
acısını sarmalayıp bir yamalı bohçaya
gezerdi hayatın koridorunda
ne dünü dün
ne bu gününde huzur
ne yarınında bir mutluluk hayali
düşler ülkesine sığınarak
ağlardı
görünmez yaşlar akıtarak
kendini kandırarak kendi gerçeğinde
bakarak aynasına her gece ömrünün
bir şişede saklanmış
hayalini arardı
ne hayaller hayaldi
ne şişeler şişe
tıpasız şişede uçardı hüzün
kamışla çekerdi acıyı
damarlarından
ne yanında bir ateş
ne gözlerinde ışık
ne sabahlarında aşk
ne aşkında karşılık vardı.
bakardı elinde olanlar
suskun ,çaresiz
yamalı bohçasında acı
yaşamışlığında yalnızlık
bedeninde
kocaman bir
Deli Yürek vardı.
BİRİNCİ GÜN
SESLENİŞ
Seçti ilk kez
kuralını bozmayı
bohçasını bir kenara koyarak
anlamıştı
ne şişe paylaşıyordu hüznü
ne hüzün bohçaya yama
bu kez kartları açık oynuyordu
kendine karşı kendiyle
seçti
bilerek mi,rastgele mi
kendi de bilmiyordu
birden
kartında renk oluştu
yüzünde tebessüm
oturdular
tam çıkacaklarken kapıdan
bu elde hile de yoktu üstelik
bir şeyler oluyordu.
İKİNCİ GÜN
ne garip
öylece bekliyordu
ama o kart
bir türlü gelmiyordu
bir daha
bir daha denedi umutsuzca
parmakları tükenmişliğinde
piyano çalıyordu
diyemezdi öyle kolayca herkese
sana ihtiyacım var diye
ne garip
bu kez söylüyordu
kendi de kendine şaşıyordu.
ve
"O"
GELİYORDU
acısıyla
olanaksızlığıyla
zorlarıyla,zorbasıyla
yalansız ve yasaksız
geliyordu
hayallerindeki yeşil bahçesi
mısırlara sarılmış fasulyeleri
hayalinde açan papatyalarıyla
saflığıyla geliyordu.
üstelik
kartları anlatan
şarkısıyla geliyordu
ne zordu beklemek
ne zordu anlata bilememek.
ve ne zordu
gelmeyecek diye düşünmek.
ÜÇÜNCÜ GÜN
BİLİYORDU artık
biliyordu ki
derecesiz
ölçüsüz ,endazesiz
karşılık beklemeden
ve kahrederek çaresizliğine
başkasının olduğunu bilerek
"Onu" seviyordu.
18 Temmuz 1998
SEVMENİN ÜÇ GÜNÜ
Gönderen
Cigdem Altinoz
zaman:
Cumartesi, Temmuz 18, 1998
0
yorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)