24 Mayıs 2018

Sınav



- Affet bizi çocuk-

Her gün apayrı konu her daim yeni gündem

Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
Bölündük parça parça, suç hep başkasında mı?
Bu şiirle iğneyi bize batırıyoruz
.
Düşünmüyoruz asla dünyayla doluyoruz
Sarıldıkça yaşama gün be gün soluyoruz
İş işten geçince de otları yoluyoruz
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Hem gerçek hem sanalda rüyaya dalıyoruz
Sanki birer arıyız her balı alıyoruz
Katloluyor insanlık seyirci kalıyoruz
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Helal haram demeden ne bulsak içiyoruz
Bile bile hatayı o yoldan geçiyoruz
Farkında mıyız bilmem yanlışı seçiyoruz
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Günahsızlar ölüyor, görmüyor gözlerimiz
Ne acı, hamasetle doluyor sözlerimiz
Değerini yitirdi parlayan özlerimiz
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Bir gün Filistinliyiz bir gün Arakanlıyız
Efeliğe geldi mi, harbi delikanlıyız
Gâvura göre bizler hepten eli kanlıyız
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Yediğimiz nimetin kıymetini bilmeyiz
Unuttuk insanlığı gözyaşını silmeyiz
Böyle gidersek eğer yarınlarda gülmeyiz
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Geçer, geçmez sanılan anlayamazsın bile
Kör olup da inanca, adalet diye diye
Bu kadar aymaz olmak, bunca itiraz niye
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Çıkar başını kumdan bak dünyaya iyice
Işık tersten gelince gölgen senden irice
“Oku” denmiş hikmet var azıcık düşününce
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Gerçeği gösteriyor eğer açıp okusan
İmanın gücü ile kilim gibi dokusan
Ol güneş gibi sıcak olma nefreti kusan
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Kitabında her detay birer birer yazıyor
İnanmayan reddeden her devirde azıyor
Kişiler yaptığıyla mezarını kazıyor
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Hayatımız bir sınav kazanmak değildir zor
Bilemiyorsan yolu gerçek bilene bir sor
Akıllanmayacaksak cehennem tümden bir kor
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz
.
Bilemezsin ki şu an belki ömrün son anı
Yerin düşmanın değil dostun güvenli yanı
Bir olmak, iri olmak, diri olmak zamanı
Biz şerle ve hayırla imtihan oluyoruz

13 Mayıs 2018

Fasl-ı Hazan




Güne elveda derken ba'zan mahzun olunur
Solarken sisli zaman, erir ve kaybolunur
Bilemezsin kaç titrek vakit kaldı ömürde
Mağribdeki şu'lereng yer ediyor gönülde
.
Güle yangın bülbülün pek acıklı ötüşü
Fasl-ı hazandır zaman, yok geriye dönüşü

.
Uzanırken gölgeler garbı aşıp taşıyor
Gurbette gün batımı gözleri yaşartıyor
Usulca iniyorken omzuna hasret tülü
Dokununca cansitân, kokar mı ömür gülü
.
İrtihal etme anı, rindlerin son gülüşü
Fasl-ı hazandır zaman yok geriye dönüşü







Fotoğraf : Murat Aydınlılar

Bir akşamüstü Beyoğlu’nda Suzan’ı beklerken




Güneş batarken, gölgesi suya düşmüş dağ gibiyim
Ümitlerim uzak yol yolcusu, doğurma sancısındayım

Rahmanın rahmeti sıkıntıda gizliymiş, 
- şifa acı ilaçtadır, iç ve bekle yüreğim

Telaşlı adımlar eziyor cefakâr kaldırım taşlarını
Herkeste geç kalma korkusu, 
- ya da anlamsız bir yetişme çabası

Oysa ölüm pat diye geliyor

Ne alakası var ölümün 
-  bir akşamüstü Beyoğlu’nda Suzan’ı beklerken?
.
Kaldırım taşları ezilirken ayaklar altında, 
- kimsenin umurunda değil

Tramvaya asılmaya çalışan çocuk, 
- paketlerine derdi doldurmuş teyze,

Telefonlarında kaybolmuş gençler 
akıp gidiyor su gibi

Neden zaman akmıyor, 
- zaman dediğin tartılır mı?
Ezilen taşların canı acır mı?

Boyası dökük, külüstür bir arabadan 
Orhan Gencebay sesleniyor hüzünlü
Ya evde yoksan?
.
Kendimle vuruşuyorken öylece, 
-  aklımdan neler de geçiyor

Güvercinler iniyor yorgun taşlara, 
-  dilenciler peçete kutusunda

Tanıdığım şehrin tanımadığım insanları,
- her biriniz gelip geçerken gözümden,
- ömrüm tükeniyor

Beklemek öldürür mü?
.

Sarı, kıvırcık saçlı kadın adres soruyor
- lahmacun kokulu bir adama, elleri cebinde

Okulu kırmış liseli kızlar kıvırtarak yürüyor, biraz işveli, nazlı
Duvarın kuytusunda oğlancık, müşteri beklemede

Üçüncü sınıf otel müşterisi zenci, 
- şu tinerci çocuk, ya da sıska esrarkeş

Hepsi bir öykünün satırcıkları gibi

Ya da yazılmamış senfonimin kaybolmuş notaları
Perde
.
Dalgalar vuruyorken sahilime, 
 - köpüklenirken yürek
Kırk yıllık hatrı olan kahvenin kokusu burnumda
Yakınlarda kurukahveci var mı acep?

Uzaktaki çalgıcı, gitar çalmakta Rodrigo’ya inat
Saçlarını atkuyruğu yapmış entel, 
melon şapkalı adam, 
tesettürlü birkaç bacı
Alkolle tütün aşk yaparken, mezede boğulmuş rakı
Kendini polis sanan belediyeci, 
piyango satıcısı

Sahte düşler sokağında tanıyan çıkar mı beni?
.
Açılmasa pencereler bu akşamüstü, 
- gözler görmese
Açlığını duyurmasa deniz yosuna, 
- kestane kokmasa hava,

Duvarlarda, “üstüne yeni bir sen giy” yazmasa

Şairler 
" kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği  " anlatmasa

Hele ki 
umudun kuşları vurulmasa bu akşam

Sahi, ölen ümitleri nereye gömerler?
.
Gölgeler kaçak oynuyor bu saatlerde, 
- ciğere de tütün iyi geliyor be

Şu lambası tekleyen direk gibi, 
- son ışıklarım sönüyor birer birer
Oysa 
Etna gibiydim patlamaya amade

Yokluğu butlan hükmündedir kayıtlara geçsin hâkim bey
Budur ömrün son celsesi, kırdığın kalemle avunurum
Başıma gökyüzü yağdı, bulutlarım tek bir renk
.
Çek ayağımdan iskemleyi cellat efendi 
-  ne bekliyorsun
Sanma ki gözyaşı yağmurunda boğulurum
Son ana kadar öylece, vakurla dururum

Bir akşamüstü Beyoğlu’nda Suzan’ı beklerken
Tek kurşunla aşkı vururum
.
.
.
Başlığı ödev olarak veren Yazar Jale Sancak hocama sevgi ve saygılarımla