Kızım bir kahve yapmış, bol köpüklü lezzetli
Ama suratı asık belli ki biraz dertli
Sordum ne oldu yine düştü suratın yere
Söylemedi nedense ısrar ettim kırk kere
.
Mutfağa doğru düştü yolum işte bu yüzden
Öğrenmeli sebebi, anlamalı kökünden
Baktım tezgâhta fincan boynu bükük yatıyor
Cezve onun yanında gözyaşları döküyor
.
Ağlama dedim ama yoktu duyan dinleyen
Cezvenin hali harap, keman sanki inleyen
Bu ne büyük sevgidir sordum cevap vermedi
Beklediğim yanıtlar bizim kahveden geldi
.
Dedi onun derdini bir ben bilirim inan
Bakma sen gözyaşına fincan acısı yalan
Onun derdi benledir yıllardır bana aşık
İnan ki çok kıskanır içine girse kaşık
.
Kahve, Yemen’den gelmiş, kimse bunu unutmaz
Özenle pişirince, kokusu dayanılmaz
Bakır ise kararır yıllarca parlatılmaz
Eskiyince atılır adı bile anılmaz
.
Fincan kırılsa bile hatırı var kahvenin
Gel gör ki kimse bilmez kıymetini cezvenin
Oysa yanar ateşte koruyarak kahveyi
Kim ondan iyi bilir yana yana sevmeyi
.
Sevdin mi için için yanarak seveceksin
Gelen bin derde bile eyvallah diyeceksin
Var cezve ol sev yeter, kim pişmiş ki yanmadan
Asla vazgeçme sakın, Yaradanı anmadan
.
.
Çiğdem Altınöz
Fotoğraf : Murat Aydinlilar

