15 Ekim 2016

Göl zamanları





Alıp götürür seni engin maviliklere
Hayatının anlamı sanki göl zamanları
Geçmiş denen köprüye dönüp bakınca hele
Ne acıdır yaşanan, belki çöl zamanları
.
Yaşanmış yaşanacak bin bir hayal gezinir
Sızlar aniden yürek, beyninin kıvrımları
Parlar solmuş tüm renkler, aniden keşfedilir
Anlam sandığın şeyler yitirir anlamını
.
Belki bin kez acıyla yaşlar akıttın nice
Dertle yaşanmış yıllar, çekilen onca çile
Boşa geçti bir ömür dediğin olsa bile
Değer inan ki değer Rabbine tevekküle
.
Artık dingin bir gölsün, ayrı güzel her rengin
İçinde duyguların, bilemezler ne engin
Sen artık bir aynasın, ele pus zamanları
Yüreğin konuşuyor , dile sus zamanları


Onbeş ekim ikibinonaltı.19:07

Fotoğraf: Murat Aydınlılar

12 Ekim 2016

Kavuniçi aşk






















Bazen kor olur da yanar yürekler,
Bazen denizlere düşermiş rengi
Kalbe inerken huşu, nemlenir gözler
Bu muhteşemliğin, yoktur hiç dengi
.
Bu an, öyle bir an, lal olur diller
Gün hasretle öper, son ışıkları
Tabiat zikreder, duada eller
Bir hüzün sararmış hep âşıkları
.
Aşk dediğin ne ki vurur da geçer
Kalır en derinde ince bir acı
Bitmeyecek aşkı yürekler seçer
Yanan yüreklerin sonsuz ilacı
.
Her baktığın şeyde Onu görürsün
Öyle bir aşk ki O, taçtır başlarda
Benliğin titrer de kanar durursun
Bedene gerek yok böyle aşklarda
.
Artık tümden korsun, hep yanmadasın
Denizde damlasın, arıda balsın,
Her akşamüzeri bulutlardasın
Varsın Güneş sönsün “Aşk” sende kalsın