29 Ekim 2009

Sen Beni hiç sevmedin ki...



Sen,

Bir hevesi sevdin
Öylesine...
- rast gele
Sonrasında hevesin,
Tutkunu sevdin
Ateşimde yanarak
Kendini sevdin
Ben sanarak

Bazı gün öfke oldun
Köpürdün taştın,
Kendin için boşalarak.

Sen beni hiç sevmedin ki.

Bazı gün yumuşacık
Bir bulut oldun
Okşanmak ister gibi
Rüzgârımla savruldun.

Bazı gün fırtına oldun,
Estin,
- yağdırdın yağmurlarımı
Sevildikçe,
Sevdin yine kendini

Sen beni hiç sevmedin ki

Gözlerimde kendini gördün
- yaşlarımdan akarken
Dinledin kendini,
Yüreğimde atarken
Nefesini ,
- nefesimden alarak
Can buldun
- kendin için

Sen beni hiç sevmedin ki

Sofram,
Senin için zengindi
Akşam çaylarındaki keyif
Ve kristal bardak
Hep senin içindi

Kırarken acımasızca beni
Dikilerek ayağa umarsızca
Çalarken yıllarımı
Ağladın kendin için,
Kaybolan yıllarına.

Sen, beni hiç sevmedin ki...


Sen
Kendini sevdin
- ben sanarak
Şarkılarda buldun kendini,
Arabesk oldun

Gün geldi, ağladın,
Utanarak yaşlarından.
Yakarışlarında pişmanlık
"Alçaldım senin için" diyerek,
Giderken umarsızca

Sen beni hiç sevmedin ki.

Kayboldun
Kendini bulmak için
Kurtulmak
- öfke dalgalarından
Köprüler attın geçmeye,
Yıktığın duygulardan.

Bazı gün,
- "Seversen beni" dedin,
"Canlanır, sıhhat bulurum"
Bazı günse
"Kanser ettin ,
Bu dertten nasıl kurtulurum?"

Sen, beni hiç sevmedin ki


Sen
Hep seni sevdin
Beni sevdin sanarak.
Ve aldanarak

Sen,
Sevmeyi sevdin
Tutkulanarak

Acı vererek
Sevmek adına.
Zorladın sınırları
Tutsak ederek can kuşunu

Sen, beni hiç sevmedin ki


Sen,
beni
hiç...
sevmedin ki

O...



Korkusuz, asi ruhlu, hedefler gösterirken
Bıçkındır bir yanıyla ölmeyi emrederken

Hem dünü, hem bugünü, hem yarını düşünür
Bir çocuk gibi bazen, mahzunlaşır, üzülür

Dans ederken sanırsın, valsların efendisi
Giyimiyle ekoldür, bizatihi kendisi

Mavi gözler hep yanar özgürlük ateşiyle
Bir kibarlık bulunur "efendiler" deyişte

Başkası olsa idi, bırakmazdı o erki
O bize uygun gördü her daim hürriyeti

Keskin bir bıçak idi düşmanlarına karşı
Çoklarından öncesi O görmüştü ki arşı

"Yurtta sulh, cihanda sulh" olsun istedi her an
İşte o yüzdendir ki sulh içinde bu vatan

Elbet ki çıkacaktır anlayamayan güruhu
Ama bilmiyorlar ki yenemezler o ruhu

Nice yıllar geçecek kurduğu bu ülkede
Yeter ki huzur bulsun yattığı o tepede

Cumhuriyet bizlere en güzel armağanı
Özgürlük, demokrasi coşturur çağlayanı

O bayrağın her yanı mübarek şehit kanı
Sen müsterih ol Atam böldürmeyiz vatanı



.

05 Ekim 2009

Mevsimsiz kaldım


Gönlüme solgun baharların hazin rengi mi düştü
Neydi o hâl, hangi fasıl , gerçek mi, yoksa bir düş mü?

Sandım hep o mevsim sürecek , gül bahar olacaktı
Heyhat kaçış yok, elbet yüzüme yıllar dolacaktı

İnerken gönlüme Eylülle gelen sisli o perde
Asude çocukluk, deli gençlik , ilkbaharım nerde

Gün solacak , ten solacak, elbet hazan olacaktı
Sandım ki o ruh hiç solmayacak hep genç kalacaktı

Erdi zaman geldi bir anda o malum acı veda
Bilmem ki bıraktım mı acep ardımda bir hoş seda

Cansız bir dal gibi mahzun ve mevsimsiz kalakaldım
Artık toprakla haşrolacak kurumuş bir yapraktım

28 Eylül 2009

AKLIM

gönlümün ucunda
bazen
kalemimin kenarına takılı
aklım
bazen gözlerinde ağlar
bir damla yağmur olur kayar
bazen bir çocuk yüreğinde
yaramaz
bazen uçurtmada takılı
bir kenar mahalle dilberinin göğsünde,
ya da bir delikanlı gözünde , afilli.

Aklım
bazen bir selvi gölgesinde
ya da açılan ellerde
hani bazen de
öyle umulmadık bir yerde.
sevginin nefesinde takılı.

Aklım
Bazen parmak uçlarında
İplere takılan uçurtmalar misali.
Bir müzik eşliğinde
Tuşlara dokunmana takılı.

Aklım
Takılı bir şeylere
Takılıp kalır öyle
Bazen bilinmez diyarlara uçarım keyfimce
Bazen kedi gibi mırıldanmak dizlerinde.
Dedim ya aklım takılır bazen
Bir kadeh eşliğinde
Aklım
Ahh..o akılsız aklım.
Yine düşmüş ökseye
Yine
Yine sevdalanmış.
Kırk kere söylesem bile
Aklım karışık bu gece

28 Ağustos 2009

Bir yalnız ağaçtım

Bir yalnız ağaçtım

Tarlanın ortasında
Güneşi uğurlardım
Süzülürken yaprağımdan son ziya
Sıyrılıp kabuğumdan
Koparak köklerimden
Peşinden koşmak delice
Ve kavuşmak sonsuz ışığa

Bir yalnız ağaçtım
Sararmış anızların içinde
Kurumuş dallarım vardı
Yeşillerime inat
Oturmazdı duldamda hiç kimse
Toplanmayan yemişlerim vardı

Alıç derlerdi adıma
Buruş buruş suratlı köylüler
Bir onlar, tanırdı beni
Bilmezdi gençler
Hoş tanınsam ne fark eder
Bir yalnız ağaçtım nasılsa
Tarlanın ortasında
İçten içe çürüyen




ANLASANA



Bak yine sabah oldu
Martılar çığlık çığlık
Kuşlar cıvıldaşıyor
Yıldızlar sönük artık

Bak horozlar ötmede
Güneşe çağrıdalar
Kargalarla,martılar
Çirkin bir inattalar

Bulutlar dizi dizi
Beni getiriyorlar
Sen ise uykudasın
Uyan artık diyorlar

Bak yine sabah oldu
Bu gün yine yeni gün
Sabırla aşılacak
Karalarla dolu gün

Bak şiirler hep sana
Damlalarım hep sana
Seni çok seviyorum
Ne olur anlasana

24 Ağustos 2009

EY ŞEHR-İ RAMAZAN

Ömürden bir bir kayar, o zalim asi yıllar
Sükût hakim olurken, saçların da beyazlar
Secdesiz başlar mahzun, tövbesizdir dudaklar
Rabbim kulunu affet, sebebindir Ramazan

Nefse kelepçen oruç, sanma tutulur boşa
Bilinir mi az sonra neler gelecek başa
Eğ secdeye başını sonra vurursun taşa
Bu ay bolca af dile , dileğinde Ramazan

Ömür gülü gitgide sararıyor soluyor
İnsan gaflet içinde , günü dünden soruyor
Gidişin yok dönüşü, iyilik kâr oluyor
Yarına yatırım yap, fırsatındır Ramazan

Bazısına anlatsam anlayışı yok gibi
Sussam içim hoş değil, dilim durmaz ok gibi
Aşkın bu çeşidine tutulmayan yok gibi
Hem yanıp hem yakmanın fitilidir Ramazan

Susuz aşıklar gibi , koş rahmet pınarına
Aç ellerin semaya, bak nurların nuruna
Gözler fersiz, yüz soluk , var onun şuuruna
Aç kalmak ayı değil, anlamaktır Ramazan

Sabaha karşı kalkıp o sofranın başında
Kimbilir ne heyecan , başladığın zamanda
Daha küçücük idin belki altı yaşında
Düşününce maziyi ne hoş gelir Ramazan

Sofralar hazırlanır özenle, binbir emek
Her şey yerli yerinde, misler kokar her yemek
Ramazan demek sanki, biraz da pide demek
Bereketiyle gelir , mis kokulu Ramazan

Dua ile başlayıp oruca niyetlendik
Camiler dolar taşar, teraviye kitlendik
Allahım nurun ile ne güzel sebeplendik
Yakınlaşma ayıdır, bereketli Ramazan

Ezanlar okunurken minareden şevk ile
Mahyalar yanıp durur binbir özen zevk ile
Sokaklar boşalırken yetişme telaşiyle
O ne tatlı telaştır, büyülüsün Ramazan

Bir garip melûl duruş var sanki yüzümüzde
İçimizde ezik ama, huzur var özümüzde
Bir yandan gün sayarız, bayramsa gözümüzde
Gelecek Bayramların coşkususun Ramazan

İmsakiye mutfağın duvarına asılır
Ezana biraz kala saatlere bakılır
Kâh camlardan sarkılır, kâh camiye bakılır
Kulağın pasını da sen silersin Ramazan

Kucakta sıcak pide evine koştururken
Bir çadır kapısında sırada bekleşirken
Mis kokulu çorbanın dumanı tüter iken
Büyülü akşamların şahısın sen Ramazan

Açsın doymam sanırsın , yemektedir hep gözün
Daha ilk lokmadayken biter aç gözlülüğün
Bunun sırrı ne ola, nedendir düşündüğün?
Anla ki o sırların sebebidir Ramazan

Amaç aç kalmak ise aç kalır eşekler de
Bir tutam ota razı, versen de vermesen de
Sırra ermeyip elbet tüm günler aç gezsende
Düşündürür insanı, ilim ayı Ramazan

Düşünelim o halde nedir bunun hikmeti
Fecr-i sadıktan başlar oruçlunun niyeti
Farz kılındı bizlere boldur Rabbın rahmeti
Hem ruhun hem bedenin şifasıdır Ramazan

****Özlenensin, beklenensin ey mübarek Ramazan
.......................On bir ayın sultanısın, şereflisin Ramazan ****

13 Ağustos 2009

GÜVERCİN



kim demiş
"özgürdür güvercinler"

kadrolu
- güvercinler var ülkemde

kafeslerde beslenmez mi?
birileri uçursun diye

kim demiş
"özgürdür insanlar"

söylüyorum işte
üç yüz bir kere

haydi konuşsanıza özgürce

28 Ocak 2009

SÖZ VE ÖZ



Gönül bahçesine dolmuş yeşiller
Bahçede bembeyaz kuzular meler
Dağlara inmekte puslu gölgeler
İçerin buzlamış sebebi vardır

Gönül çiçek açar ne çare susuz
Islanan gözlerse hepten uykusuz
Halden anlamazlar olmuşuz huysuz
Dertleri yüklenmenin sebebi vardır

Tutsak kalmış gönül altın sarayda
Özgürlük verilmez senede, ayda
Hekim ol çareyi sen tek tek say da
Merhemi sürecek bir hasta vardır

Dizili boncuklar gibi dertlerin
Haylidir görmüyor artık gözlerin
Kah acı, kah tatlı olur sözlerin
Bunları söyleten bir makam vardır

Gel desen gelemez, gel de diyemez
Unut bu sevdayı vazgeç diyemez
Sen ne haldesindir elbet bilemez
Çıkmayan canda da ümitler vardır

Sabah ayazında, gece köründe
Söylenecek türküler hazır dilinde
Elbet düzelecek günün birinde
Sazın tellerinde nağmeler vardır

Kuş uçmaz bahçesiz yapılarından
Kervansız saraylar geçti aklından
Çıkmazmış o sözler yarin yadından
Gönül defterinde bir hoşluk vardır

Bazı gün lâl olur susar dillerin
Bazı gün boşlukta uzar ellerin
Kanıyor nedendir kızıl güllerin
Bülbülün figanına bir sebep vardır

Titreşir , içinde sakladığın öz
Öz titremeyince ağlamazmış göz
Gözler konuşurken neye yarar söz
Dilin lâl olmasında bir hikmet vardır

Bahçeler tarumar, mevsim sonbahar
Kışa ne kaldı ki tez geçti bahar
Yüzünde tortudur o zalim yıllar
Her mevsimde başka bir güzellik vardır

Başa usul usul karlar yağınca
Maziyi iç çekerek anar olunca
Hele bir de yapayalnız kalınca
Ah ederek yazılacak şiirler vardır

Kiminin zevcesi gider önceden
Kiminin efendisi yiter geceden
Gidip de dönen yok o meçhul yerden
Acep götürecek neyimiz vardır

Elifle başlayan sözü bilmeden
Helal bir lokmayı bile yemeden
Tövbeler tövbesi Rabbim demeden
Boş gidene bilinmez azaplar vardır

11 Ocak 2009

AH FİLİSTİN



Ah Filistin...

Sen

Sol yanımsın
- yürek acım
- bitmez sızımsın

Dolu dolu bağıramadığım
- avazım

Dudağıma yapışan
- hıçkırık

Yanan canım
Akan kanımsın


Ah Filistin...

Sen
Mina'da yedi taşı fırlatan
Kırık sapanımsın

Yakılanım, yıkılanım
Devrilen duvarımsın

Ölen çocuğum
Gözü yaşlı kadınım

Tertemiz alnından
Vurulanımsın

Ah Filistin...

Sen
Yüreğimden taşan
Tekbirim

Her gün kahrettiğim
- çaresizliğim

Vuruldukça şahlanan
- inancım

Sende ifadelendirdiğim

İmanımsın
İmanımsın
İmanımsın...