29 Ağustos 2008

Hüznün adresi Bosna...




Bir sabah
Kana boyandı gözler
Şarap mı kan
Kan mı şarap?
Katletme sarhoşluğunda
Tetiğe bastı eller…

Bakıldığında…
İnsan suretindeydiler

Elleri…………………Birleşmeye
Yürekleri…………….Sevmeye
Gönülleri……………Barışa
Ruhları……………..İnanca küs


Acaba ne idiler?


Bir sabah
Zulme uyandı gözler
Bilmediler
Bilemediler
Niye katledildiler?

Onlar
Boylanan fidanlardı
Bıyıkları terlememiş
Dudaklarının kenarında
Bilinmedik türküler
Tuna’ya, aşka dair

Onlar
Kasketleri yana eğik
Bereketi düşleyen
Yağmur gözlü
- bulut yüklü
Elleri nasırlı babalardı

Onlar
Nazlı ceylanlardı
Şakıyan rengarenk kuşlardı
Güleç yüzlerinde
Ay ışığı parlardı
Evin gonca gülleri
Dokunulmamış masumlardı

Onlar
Buğday tanesinde somun
Kır otlarında tad
Sofralara bereketti
Ayakları
Cennetti…cennetti…

Onlar ki…
Güçlü bedenleriyle
Yoklara var katan
Kenarı sabır oyalı
- tertemiz örtülü
Göğe dönük avuçlarla
- sessizce yakaran
Gözü yaşlı analardı

Bir sabah
Kana boyandı gözler

Elleri…………Birleşmeye
Yürekleri…….Sevmeye
Gönülleri….…Barışa
Ruhları.……..İnanca küs
İnsan suretindeydiler ama
Gerçekte ne idiler?


Şeytan üfürdü
Kanı getirdi
Umutlar yığılmıştı
Rüzgâr götürdü

Bulut karardı
Güneş saklandı
Fidanlar devrilmişti
Toprak utandı

Onlar
Yağmur damlasıydı
Misler kokutan
Her biri bir umut
Soyu yürüten
Kimine altıp top
Kimine gurur
Her biri
- kendince bir dünya idi
kim bilir
- o dünyada ne saklı idi

Dizilip soysuzun namlu ucuna
Arkadan vuruldular
- kalleşcesine

Onlar
İmanlarıyla suçlananlardı
Varlıkları ile çıldırtanlardı
Onlar birer hedef
Yok sayılandı
Silinmek istenen son noktalardı

Onlar
Somali, Cezayir’de, hem Filistin’de
Fas’ta, Irak’ta, yahut Bosna’da
- Srebrenitsa’da,
- Ve tüm dünyada
Büyük tehlikeydi
Zor insanlardı
Toprağa saklanacak
İnançlı tohumlardı…

Eller birleşmeye
Yürek….Sevmeye
Gönüller barışa hasret
Gel gör ki
Katletmeyi sevenlerde
Nerede o haslet?


Çiğdem ALTINÖZ- 2008

28 Ağustos 2008

GECE

Ben gündüzün olayım
Üzerimi ört gece
Sarmalarken ben seni
Adım de hece hece

Üç karanlık içinden
Geçip gelirken sana
Ete büründüm diye
Küfre yürütme gece

Secd ile bükük boyun
Sabaha varacaksa
Var kendini uzun kıl
Başımı dikme gece

Üstüm ateşten gölge
Altım ateşten gölge
Ne korkunç bir manzara
Tövbedeyim bu gece

Etmem kulluk tağuta
Şükür aklım yerinde
Gökten rahmet de iner
Zikir ise her gece

Yere nebatat verir
Bazen döndürür çöpe
Sonra yine diriltir
Sahiptir O bu güce

Ölecekler anında
Ölmeyenler uykuda
İsterse hep bir anda
Canlar alınır nice

Yeryüzü avucunda
Göklerse sağ elinde
Müşrikler ortak koşar
Bilmezler ki ne yüce

Sur’a üflenir bir kez
Herkes düşer bayılır
İkinci üflenişte
Akıbetim ne gece ?

Ben gündüzün olayım
Üzerimi ört gece
Çekilirken hesaba
Râb derim hece hece