Güneş batarken, gölgesi suya düşmüş dağ gibiyim
Ümitlerim uzak yol yolcusu, doğurma sancısındayım
Rahmanın rahmeti sıkıntıda gizliymiş,
- şifa acı ilaçtadır, iç ve bekle yüreğim
Telaşlı adımlar eziyor cefakâr kaldırım taşlarını
Herkeste geç kalma korkusu,
- ya da anlamsız bir yetişme çabası
Oysa ölüm pat diye geliyor
Ne alakası var ölümün
- bir akşamüstü Beyoğlu’nda Suzan’ı beklerken?
.
Kaldırım taşları ezilirken ayaklar altında,
- kimsenin umurunda değil
Tramvaya asılmaya çalışan çocuk,
- paketlerine derdi doldurmuş teyze,
Telefonlarında kaybolmuş gençler
akıp gidiyor su gibi
Neden zaman akmıyor,
- zaman dediğin tartılır mı?
Ezilen taşların canı acır mı?
Boyası dökük, külüstür bir arabadan
Orhan Gencebay sesleniyor hüzünlü
Ya evde yoksan?
.
Kendimle vuruşuyorken öylece,
- aklımdan neler de geçiyor
Güvercinler iniyor yorgun taşlara,
- dilenciler peçete kutusunda
Tanıdığım şehrin tanımadığım insanları,
- her biriniz gelip geçerken gözümden,
- ömrüm tükeniyor
Beklemek öldürür mü?
.
Sarı, kıvırcık saçlı kadın adres soruyor
- lahmacun kokulu bir adama, elleri cebinde
Okulu kırmış liseli kızlar kıvırtarak yürüyor, biraz işveli, nazlı
Duvarın kuytusunda oğlancık, müşteri beklemede
Üçüncü sınıf otel müşterisi zenci,
- şu tinerci çocuk, ya da sıska esrarkeş
Hepsi bir öykünün satırcıkları gibi
Perde
.
Dalgalar vuruyorken sahilime,
- köpüklenirken yürek
Kırk yıllık hatrı olan kahvenin kokusu burnumda
Yakınlarda kurukahveci var mı acep?
Uzaktaki çalgıcı, gitar çalmakta Rodrigo’ya inat
Saçlarını atkuyruğu yapmış entel,
melon şapkalı adam,
tesettürlü birkaç bacı
Alkolle tütün aşk yaparken, mezede boğulmuş rakı
Kendini polis sanan belediyeci,
piyango satıcısı
Sahte düşler sokağında tanıyan çıkar mı beni?
.
Açılmasa pencereler bu akşamüstü,
- gözler görmese
Açlığını duyurmasa deniz yosuna,
- kestane kokmasa hava,
Duvarlarda, “üstüne yeni bir sen giy” yazmasa
Şairler
" kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği " anlatmasa
Hele ki
umudun kuşları vurulmasa bu akşam
Sahi, ölen ümitleri nereye gömerler?
.
Gölgeler kaçak oynuyor bu saatlerde,
- ciğere de tütün iyi geliyor be
Şu lambası tekleyen direk gibi,
- son ışıklarım sönüyor birer birer
Oysa
Etna gibiydim patlamaya amade
Yokluğu butlan hükmündedir kayıtlara geçsin hâkim bey
Budur ömrün son celsesi, kırdığın kalemle avunurum
Başıma gökyüzü yağdı, bulutlarım tek bir renk
.
Çek ayağımdan iskemleyi cellat efendi
- ne bekliyorsun
Sanma ki gözyaşı yağmurunda boğulurum
Son ana kadar öylece, vakurla dururum
Bir akşamüstü Beyoğlu’nda Suzan’ı beklerken
Tek kurşunla aşkı vururum
.
.
.
Başlığı ödev olarak veren Yazar Jale Sancak hocama sevgi ve saygılarımla
.
.
.
Başlığı ödev olarak veren Yazar Jale Sancak hocama sevgi ve saygılarımla

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder