13 Ocak 2019

Çocukluğa köprü kurdum



Öyle uzakta kalmış, inan zor anımsamak
Sararmış anılarım, silik resimler gibi
Asude çocukluğu bir şiirle yaşamak
Geçmişe bir yolculuk yapıyor olmak gibi

***
Düşündüm de
Yarım yüzyıllık yaşam…

Hayret
Nasıl da geçmiş zaman

Bir resim…
Siyah , beyaz
Bahçede sardunyalar

Saksıda bir sopa
Sopaya takılmış
- yarım yumurta kabuğu

Önde ben,
Bin dokuz yüz elli altı çocuğu

Yüzümde
Aydınlık gülümsemem
Sorsan.
- Yer neresi
Diyemem

Kulağımda
Takunyalarımın
bir de…
Dedemin sesi
Taş sektirdiğim bahçe
Ölen bir serçe

Ah
Bir de çığırtkanlığım
- Hülliyet, Milliyet, Aşkam
- yok mu gazte alan?

Satmaya çabaladığım
Bir hafta önceki gazeteymiş
Ne gam…

İlk okulum,
İsmet öğretmenim
Erkek ismi gibi ama, bayan
Soyadı da Eryolalan

Nedense
Ne yüzünü unuttum, ne de sesini
Demek ki sevmişim kendisini

Üst üste dizdiğimiz dokuz taş,
Eve dönüşlerde kirli üst baş
Ya dayak attıklarıma ne demeli ?
Kız çocuğu değilim sanki
Çantamı eve kadar taşır erkekler
Ya her mevsim kapıma gelen çiçekler?
Hani var ya…
Az dayak yemedim babamdan

Ama n’apim
Vazgeçemem çiçek sevdamdan

Bozuktu aram nedense matematikle
Amca desteği ile barışmıştım fizikle

Fransızca desen sular seller gibi
Şimdiyse aklımda kalan
- Ko man tel le vu
- Sen yaptın sen ye onu

Orta, lise derken
Baktım ki büyümüşüm…
Vazgeçtim pek çok şeyden
Üniversiteye giderken

Çalındı düşlerim, bitti hayaller
Babam dedi…“İşte kızım buna hayat derler”

***
Oysa bilmezdi babam, bitemezdi umutlar
Cebimde saklı durur çocukluk misketlerim
Her birinde bir düşün renkli yansıması var
Ondandır sanıyorum, değişik şiirlerim…

.
.
.

Hiç yorum yok: